_____________________________________________________________________________
Anasayfa - Akademik Danışman - Basında Topluluğumuz - Deniz Harekatı - Dergimiz Şehit'ten Kale'ler - Faaliyetlerimiz - Fotoğraflar - Gruplar - Hakkımızda - Haritalar Hava Harekatı - İletişim - Kara Harekatı - Kara Harekatı Öncesi Durum - Komutanlar - Kronoloji - Linkler -Logomuz - Makaleler - Menkıbeler - Mustafa Kemal Atatürk - Osmanlının Savaşa Girmesi - Savaş Öncesi Durum - Şehitlik ve Anıtlarımız - Şehit Mektupları - Şiirler - Üniversitemiz
Yabancı Anıtlar - Yönetim Kurulu - Ziyaretçi Defteri

Copyright © 2008--------------------------------------------------Tüm Hakları Saklıdır--------------------------------------Tasarım : ÇSATT Bilişim Grubu


ŞİİRLER

 

Anadan Şehide Son Veda
Asker Görünce Ağlardın
Aşık Çileli
Bir Başkadır Çanakkale
Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor
Bir Yolcuya
Boyabatlı Mustafa
Çanakkale Şehitlerine
Çanakkale'de Bir Mehmetçik
Çanakkale'ye Giderken
Çanakkale'yi Ziyaret
Gitme Ey Yolcu
Hasan Çavuş'un Anasından
Hasan Etem'in Validesine Son Mektubu
Hedef Koaçimen
Karaçimen Deresi Kan Ağlıyordu
Kardeşim'e
Meçhul Asker
Pervin'in Rüyası
Silahıyla Gömülenler
Siperden Mektup
Yaralının Derdi




 

 

 

ÇANAKKALE’YE GİDERKEN

 

Gece çoktan başlamıştı… Silinmişti ovalar
Gökler bulut, yerler duman… Ne ışık  var ne yol var…
Yalnız derin bir karanlık ufukları sarardı,
Yerler göğü soruyordu, gök yerleri arardı,
Deniz taşkın,rüzgar çoşgun, kasırgalı bir gece…
Cenk yolunda gidenlere fırtınalar eğlence

Şimşek çakar : yol gösterir, dalga derdi iler!.
Haydi yürü Ey Türk genci, koş kucakla zaferi,
Rüzgarlardan yükselirdi bir muhteşem uğultu :
Kahramanlar yürüyünüz işte – derdi – şan yolu!.
Yürüyünüz Türk’ün yolu zaferle doludur.
Bu yol sizin yolunuzdur. Bu yol zafer yoludur.

Evet yolum zafer yolu, bu geniş yol, bu meydan,
Benim şanlı tarihime şeref vermiş bir destan
Ertuğrul’un evlatları bu yollara basmıştı,
Bu muhteşem tepelere sancağını basmıştı…
Bu yollarda mazi ile o kadar çok nisbet var,
Ki her geçen Türk mutlaka onu görür hatırlar

İşte bende görüyorum sanki mazi canlandı,
Ufuk sanki parçalandı, semâ sanki kanlandı,
Gündüz gibi bir parıltı, güneş gibi bir yanış.
Zulmetleri eziyordu bu semâvi uyanış…
Eski günler geçiyordu birer birer önümden
Milletimin tarihini okuyordum sanki ben :

Bulutların arasından yere indi bir alay,
Her neferi bir kahraman… Belde kılıç elde yay.
Geçiyordu sular durmuş, dağlar sanki eğilmiş
Ufukları, hülyaları titretiyordu bu geçiş.
Geçiyordu Ummanlardan ; derelerden, dağlardan
Her tarafta bir uğultu, bir kahkaha, bir figan…

Bir an oldu dumanlarla hep örtüldü gökyüzü,
Ateş, barut, bulut, duman…Görmüyordu göz gözü
Ertuğrul evlatları, ateş, hücum, ileri!.
İşte düşman kaçışıyor bizim oldu her biri…
Zafer, zafer, ileriye!.. Hep çekilsin süngüler,
Biz galibiz, mağlup olan  galiplere başeğer!..

 

Yürüyorlar :hilâl önde, hep düşmanlar eğilmiş
Her tarafta ay yıldızlı al bayraklar çekilmiş
Koşuyorlar . dağlar bile sarsılıyor, inliyor
“Allah, Allah” ! idâsını yer gök bütün dinliyor.
Geçiyorlar, geçiyorlar… ateş, barut, toz, yangın,
Bakıyordu bu zafere sema dalgın, yer dalgın…
Fakat birden yer göklere, gök yerlere karıştı.
Bir ses duydum : bir boğucu “Geri geri!”  feryadı
Geri geri… zafer bizim, yere hilal eğilsin
İndiriniz al bayrağı bizim bayrak çekilsin
Tuna bizim, Balkan bizim… ileriye askerler…
Biz gâlibiz, galip olan mağlublara “Geri!” der!

Dönüyorlar.. başlar eğik, kollar düşük, renk solmuş
Benizlere matem inmiş, nazarlara yaş dolmuş
Yine dönüyorlar : kılıç kında… hep kırılmış süngüler
Yine dönüyorlar : hayal olmuş dünkü şeref, şan, zafer…
Dönüyorlar, geçiyorlar Ummanlardan, dağlardan
İçin için ağlıyordu bu ric’ ate âsumân…

Bende ağlıyordum, kararmıştı gözlerim,
Saçlarımdan çekiliyor, titriyordu her yerim.
Bu rüyadan silkinerek baş kaldırdım, diz çöktüm,
Hazin hazin ağlayarak birkaç damla yaş döktüm :
Türk’e zafer ulu Tanrım, biraz ümit, aydınlık.
Bize yol ver geçeceğiz, Şâh yolunda geç kaldık!

Artık sabah başlamıştı… Yeşil dağlar arkasında
Hakikatin pembe yüzü  tebessümler saçıyordu,
İlk güneşin demet demet ışıkları yorulmayan
Bu korkusuz yolculara zafer yolu açıyordu…

Gidiyordu yolum Gâzi Ertuğrul’un evlatları
Cenge giden kahramanlar, yiğitlerle bütün dolu
Onlar geçip gidiyorlar gözler keskin baş yukarı
Geçiyorlar titreyerek dağı taşı, sağı solu

Geçiyorlar : önlerinde ay yıldızlı bir al bayrak
Geçiyorlar yüzlerinde hayat almış bir güneş var,
Geçiyorlar süngüleri bir alevden daha parlak
Geçiyorlar gözlerinde ümit olmuş bir alev var

Diyorlar ki bu mavi gök, bu yeşil dağ, bu dereler
Şahit olsun, ah ey düşman, seni kanla boğacağız,
Yemin ettik and içtik biz, sana ölüm bize zafer
Seni değil bu topraktan, yeryüzünden kovacağız

Bırakarak izlerinde tarihime yeni bir şan,
Ağır ağır uzaklaştı, bu kahraman asil ordu
Onlar geçti, fakat hâlâ derinlerden uzaklardan
Kulağıma onun ulvi cenk türküsü  geliyordu :
 
“Biz tarihin söylediği büyük Turân alayı
Cenk yolunda şan arayan hiç yenilmez şehitler
Vatan için ölüm yeri biz Türk’lerin  saray…
Başımızda bayrağımız ileriye yürü!” der…
Geçtiğimiz her yola biz ölüm, korku saçarız
Yol bulmasak dağı deler, yine bir yol açarız.
Biz Oğuz Han evladıyız, ölüm sanma kaçarız
Biz geldik mi düşman kaçar yerlerinde yel eser

Bayrağımız yere düşmez semalardan almadır,
Kılıcımız Oğuzlardan,  Yavuzlardan kalmadır,
İlk işimiz cenk günleri ateşlere dalmadır,
Bu orduda korku olmaz bir aslandır her nefer

Biz kahraman ordusuyuz, bükülemez kolumuz,
Biz geçerken selam durur hep sağımız solumuz
İleriye! Ateş olsa tufan olsa yolumuz
Haydi cenge gelir arkadaşlar bizi bekler şan zafer…                            

HIFZI TEVFİK