_____________________________________________________________________________
Anasayfa - Akademik Danışman - Basında Topluluğumuz - Deniz Harekatı - Dergimiz Şehit'ten Kale'ler - Faaliyetlerimiz - Fotoğraflar - Gruplar - Hakkımızda - Haritalar Hava Harekatı - İletişim - Kara Harekatı - Kara Harekatı Öncesi Durum - Komutanlar - Kronoloji - Linkler -Logomuz - Makaleler - Menkıbeler - Mustafa Kemal Atatürk - Osmanlının Savaşa Girmesi - Savaş Öncesi Durum - Şehitlik ve Anıtlarımız - Şehit Mektupları - Şiirler - Üniversitemiz
Yabancı Anıtlar - Yönetim Kurulu - Ziyaretçi Defteri

Copyright © 2007--------------------------------------------------Tüm Hakları Saklıdır--------------------------------------Tasarım : ÇSATT Bilişim Grubu


KINALI HASAN
 

 

Çanakkale köylerinden her gün yüzlerce genç savaşa katılmak üzere birliklerde toplanmaktadır. Acemi askerlerin eğitim ve teçhizatı tamamlandıktan sonra, cepheye gönderilmektedir.
Yüzbaşı Sırrı Bey’, ikindi vakti yeni gelen erleri teftiş ederken, içlerinden bir tanesinin saçının bir tarafının kınalanmış olduğunu görür ve takılır:
      — “Hiç erkek kınalanır mı?”
Mehmetçik:

  1. “Buraya gelmeden evvel, anam kınalamıştı komutanım” der. Ve sebebini bilmediğini ilave eder. Komutanın isteği üzerine Yozgat’ın Sorgun kazasının Karayakup köyünden cepheye gelen Hasan, anasına yazdığı mektupta;

  “Anacığım kardeşlerimi askere gönderirken başına kına koyma... Zabit efendi bana sordu cevap veremedim. Kardeşlerim de cevap veremeyip mahcup olmasınlar.” diye sorar. Gelen cevabi mektupta ise şunlar yazılıdır.”
Ey Gözümün Nuru Hasan’ım,

Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından babandan aşağı kalamazsın... Ben, senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor…

Sen bu ailenin seçilmiş bir kurbanısın...
Hasan’ım, söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır… Ben de seni evlatlarımın arasından vatana kurban adadım, Onun için saçını kınalamıştım…
        Allahın hükmüyle. Allah, seni İsmail Peygamber’in yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır

Gözlerinden öperim.

Annen Hatice

Kınalı Hasan, bu güzel vatana adanmış bir adaktı. Cephede savaşır, savaşır.  Sonra yaralanır geriye alırlar... Cephenin hemen gerisinde, Kocadere Köyündeki sargı yerine getirilir. Fakat Kınalı Hasan tedavi göremeden ruhunu teslim etmiştir.
       Diğer şehit olanlarla birlikte, Hasan‘nın da kimlik tespiti yapılıp, köy mezarlığına gömeceklerdi. Bu işlerle görevli Zabit Namzedi Mehmet Efendi. Kınalı Hasan ‘ın üzerini arar, anasının mektubuna ve bir de tamamlanmamış bir şiir karalaması bulur.

“Anam yakmış kınayı adak diye,
Ben de vatan için kurban doğmuşum.
            Anamdan Allah’a son bir hediye,
Kıımandanım! Ben İsmail dağmuşum...”

Onu doğuran ana içtenliğin, sevginin, inancın ta kendisiydi... Pembe dudaklarıyla Hatice ananın sütünü emiyor; insanlığı, vatan sevgisini büyüklerine itaat hazinesinden gürül gürül akan o beyaz hulasa aşkıyla olgunlaşıyordu,
      Hasan’ı toprağa gömerlerken cümle âlem ağladı. Kurtlar, kuşlar onu selametleyip, gökyüzü rahmetiyle onu yıkadı ve birden nereden geldiği bilinmeyen bir sesle uyandılar “O benim has cennetime girecektir.” Sonra hep birlikte “Âmin” dediler
      Çanakkale Savaşları’ndaki Türk insanın kahramanlıktaki ölümsüzlüğü işte bu sırlı menkıbenin içindedir. Devirler değişecek, insanlar değişecek, fakat o ölümsüz kahramanlıklar zamana bakmadan yaşayacaktır.

 

**ŞEHİT MEKTUPLARI SAYFASINA DÖN**