




Çanakkale menakıbından iki hakiki vak’a - Yalnız birbirine bağlamakla hamâsete şefkat tülünü örttük… Minekârî küçük melek resimleriyle müzeyyen ufak, zarif aynalı masasının mavi abajurlu lambası önünde açtığı (gözyaşlarıyla lekelenmiş...) bir mektubu kim bilir kaçıncı defa okumaya dalmıştı. ..........
“Zabit Namzedi” olarak Çanakkale’ye giden ve aldığı emir gereği İstanbul’a kamyon ve otomobil lastiği satın almaya gelen, ancak para olmadığından, sahte para tanzim etmek suretiyle bir savaş hilesine başvuran ve böylece de, görevini yerine getiren, Galatasaray Lisesi mezunu Şehit Mehmet Muzaffer’in macerasını nakledeceğim. Hani şu lastik reklamlarına konu olan Mehmet Muzaffer........
Kocadere Köyüne büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, kimi Bosnalı, kimi Sivaslı, kimi Halepli çok sayıda yaralılar getiriliyor. Bunlardan biri Lapseki’nin Beybaş köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsüne biraz daha tutabilmek isteğiyle komutanın elbisesine yapışır.........
Bir Çanakkale Gazisi Dedemiz Günlüğünden Aktarıyor
Abdülkadir ile bölük kumandanının yanına geldik. Bölük kumandanından bize uzun bir ip bulmasını rica ettim. Bir müddet sonra küçük ağırlıktan bir ip geldi. Siperin keşfe gidilecek mahallinden birkaç kum torbası açtık. Abdülkadir ile beraber siperden çıktık ise de İngilizler aydınlatma fişeğinin biri sönmeden diğerini atıyorlardı.............
_____________________________________________________________________________
Anasayfa - Akademik Danışman - Basında Topluluğumuz - Deniz Harekatı - Dergimiz Şehit'ten Kale'ler - Faaliyetlerimiz - Fotoğraflar - Gruplar - Hakkımızda - Haritalar Hava Harekatı - İletişim - Kara Harekatı - Kara Harekatı Öncesi Durum - Komutanlar - Kronoloji - Linkler -Logomuz - Makaleler - Menkıbeler - Mustafa Kemal Atatürk - Osmanlının Savaşa Girmesi - Savaş Öncesi Durum - Şehitlik ve Anıtlarımız - Şehit Mektupları - Şiirler - Üniversitemiz
Yabancı Anıtlar - Yönetim Kurulu - Ziyaretçi Defteri