_____________________________________________________________________________
Anasayfa - Akademik Danışman - Basında Topluluğumuz - Deniz Harekatı - Dergimiz Şehit'ten Kale'ler - Faaliyetlerimiz - Fotoğraflar - Gruplar - Hakkımızda - Haritalar Hava Harekatı - İletişim - Kara Harekatı - Kara Harekatı Öncesi Durum - Komutanlar - Kronoloji - Linkler -Logomuz - Makaleler - Menkıbeler - Mustafa Kemal Atatürk - Osmanlının Savaşa Girmesi - Savaş Öncesi Durum - Şehitlik ve Anıtlarımız - Şehit Mektupları - Şiirler - Üniversitemiz
Yabancı Anıtlar - Yönetim Kurulu - Ziyaretçi Defteri
ŞİİRLER
YARALININ DERDİ
“17 Temmuz 1915 Cumartesi günü sahra hastanelerini ziyaret etmiştik. Ağır yaralılara mahsus büyük çadır koğuşlarda, tüyleri ürperten korkunç yaralılar vardı. Hele o aralık pansumanı yapılanlar arasında bir mecruh görmüştük ki bir bomba sadmesiyle yüzü dağılmıştı. Ağzı, çenesi hemen tamamıyla dökülmüş, boynuyla burun arasındaki kısım müthiş bir oyuk halinde kalmıştı. Yaşayacağı hakkında ümitler pek az olan bu kahraman yaralı, ayakta hiçbir müşteki hareket yapmaksızın o korkunç yaranın temizlenmesini bekliyor, bize sabırlı ve tevekküllü gözlerle bakıyordu. Ben o askerin, Türk insanının bütün mahrumiyet ve felaketlerini ifşa eden bakışlarından hissettiklerimi işte şu manzume ile tesbit etmek istedim”
Tahammül etmezken gözlerim bile
Sen nasıl susarsın bu azap ile.
Sen nasıl susarsın diyorum, lakin
Ağzının bir söze var mı mecali?
Çenen, dilin kopmuş, yalnız o derin
Bakışından sezdim düştüğün hali.
Söylesen o kadar duymazdım belki
Hissettim gözlerin bana diyor ki :
“Benim köyüm uzaklarda şirindi,
Bir ormanın gölgesinde serindi,
Ben yetiştim sakat anam sevindi,
Bir gün gelir deyip kansın, söyleyin.
Vurulmadan aslan gibi civanım,
Ocağımda bir tek gürbüz fidanım,
Yaşlı, dertli anacığıma bakandım.
Gene gelip bakar sansın, söyleyin.
Etkin olsa harmanı kim sürecek?
Haram olsun milletime bu emek
Beyaz saçlı anam yerse bir değnek.
Jandarmalar hoş davransın, söyleyin.
Bu toprağı, akan selde boğulup,
Koruyan biz, şenleten biz, kul olup.
Sırtımızdan geçinenler koğulup
Hak sahibi ayaklansın, söyleyin.
Her cefaya göğüs veren topraklar,
Yoksulluktan inleyen bucaklar,
Hıçkırarak sessiz akan ırmaklar
Biraz çoşup kan bulansın, söyleyin.
Babam, dedem kaldı Moskof elinde,
Kardeşlerim vuruldu Rumeli’nde,
Çanakkale her köylünün dilinde
Dolaşırken beni ansın, söyleyin.
Bir kız gördüm daha on beş yaşında
Peri gibi bir pınarın taşında
Ağlamıştı bana geçit başında.
Bu halimi duyup yansın, söyleyin.”
İBRAHİM ALAADDİN GÖVSA